Kalkınmanın Kırılgan Halkası: Koruma Açığı
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan 2026 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Raporu[1] (SKA 2026 Raporu), son on yılda temiz suya, elektriğe, sosyal korumaya erişim gibi birçok alanda ilerleme sağlandığını ancak bu ilerlemenin beklenenden kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Verisi bulunan 139 hedefin yalnızca %36’sı hedef doğrultusunda veya ılımlı düzeyde ilerlerken, %15’i 2015 seviyesinin gerisine düşmüş durumda. Üstelik gelişmekte olan ülkelerin yıllık sürdürülebilir kalkınma finansmanı açığı yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşırken, resmî kalkınma yardımları da 2025’te %23,1 azaldı. Bu görünüm, sigorta sektörünün sürdürülebilir kalkınmayla bağını yalnızca finansman üzerinden değil, elde edilen kazanımları koruma kapasitesi üzerinden de düşünmeyi gerekli kılıyor. Nitekim, “yoksulluğa son” başlıklı SKA 1, yoksul ve kırılgan kesimlerin ekonomik, sosyal ve çevresel şoklara karşı dayanıklılığının artırılmasını açıkça hedefliyor[2]. En az bir sosyal koruma yardımından yararlananların dünya nüfusuna oranı 2015’te %42,8 iken 2023’te %52,4’e yükseliyor. Buna rağmen 3,8 milyar kişi hala herhangi bir sosyal koruma kapsamında görünmüyor. Bu nedenle, kalkınmanın bugünkü meselesi yalnızca ilerlemek değil aynı zamanda elde edilen kazanımların ilk şokta kaybedilmesini önlemek.
Sigortanın kalkınmayla ilişkisi tam da bu noktada belirginleşiyor. Hastalık, afet veya gelir kaybı yalnızca o anda karşılanması gereken bir gider yaratmıyor. Hanelerin birikimlerini tüketmesine, geçimlerini sağlayan varlıkları satmasına veya borçlanmasına; işletmelerin ise yatırımlarını ertelemesine veya faaliyetlerini küçültmesine yol açabiliyor. Sigorta, kaybın mali yükünü daha geniş bir topluluk içinde paylaşarak bu sonuçları sınırlayabiliyor. Hasar ödemesi kaybedilen gelirin, üretim kapasitesinin veya günlük yaşam düzeninin korunmasına yardımcı olurken, güvencenin varlığı yatırım kararlarını da destekleyebiliyor. Bu ilişkinin özellikle tarım ekonomisi ve kapsayıcı sigorta alanındaki ampirik çalışmalarda farklı ülkeler için ortaya konduğu görülüyor[3].
Aşağıdaki grafik, sosyal koruma kapsamındaki ilerlemenin toplumun bütün kesimlerine aynı ölçüde yansımadığını gösteriyor. Yaşlıların %79,6’sı en az bir sosyal koruma yardımından yararlanırken, bu oran ağır engelli kişilerde %38,9’a, çocuklarda %28,2’ye ve işsizlerde %16,7’ye düşüyor. Sağlık alanındaki açık da büyük. 2023’te 4,6 milyar kişi temel sağlık hizmetlerinin tamamına erişemezken, bireylerin kendi kaynaklarından karşıladığı sağlık harcamaları 2022’de 2,1 milyar kişiyi finansal güçlükle karşı karşıya bırakmış görünüyor[4]. Bu veriler iki farklı kırılganlığa işaret ediyor: Temel sosyal korumaya erişemeyenler ve kapsamda bulunsa bile ağır bir gelir ya da gider şoku karşısında yeterince korunamayanlar. İlk grup için kamusal sosyal korumanın genişletilmesi oldukça önemli. İkinci grupta ise özel sigorta, kamu güvencesinin karşılamadığı veya kısmen karşıladığı kayıplar için ek bir koruma katmanı oluşturabiliyor.
Türkiye’de hayat, motorlu kara taşıtları, sağlık, tarım ve finansal kayıplar gibi çok sayıda riske yönelik sigorta ürünü bulunuyor. Dolayısıyla temel mesele ürünlerin varlığından çok, sağlanan korumanın ihtiyaçlarla ne ölçüde örtüştüğü. Türkiye Sigorta Birliği’nin verileri[5], Türkiye’de sigorta güvencesinin belirli alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılında toplam pazarın[6] yaklaşık %37’sini tek başına motorlu taşıt sigortaları[7] oluştururken, hastalık-sağlık branşı da %17,3’lük payla pazarın en güçlü alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Hayat sigortalarının pazar payı %14,6 seviyesinde gerçekleşirken, toplumsal ve ekonomik refah için kritik önem taşıyan diğer güvencelerin geride kaldığı görülüyor: Tarım sigortalarının toplam pazar içindeki ağırlığı %4,53[8] düzeyinde sınırlı kalırken, sigortalının kazaya bağlı olarak uğrayacağı bedeni zararları da kapsayan kaza sigortalarının toplam prim gelirlerinden %1,89 gibi sınırlı bir pay aldığı görülüyor. Ticari faaliyetlerin sürekliliği için önem taşıyan finansal kayıplar ve kredi sigortalarının payı ise %1’e bile ulaşamıyor. Bu veriler, farklı riskler arasındaki koruma düzeyinin belirgin biçimde değiştiğine işaret ediyor.
Anadolu Sigorta’nın sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı da koruma açığı tartışmasıyla bu noktada kesişiyor[9],[10]. Şirket, afetlerin, iklim olaylarının ve diğer şokların haneler, işletmeler ve şehirler üzerinde doğurabileceği finansal kayıpların azaltılmasında sigortacılığın taşıdığı sorumluluğu üstleniyor ve SKA’ları bu alanda bir kılavuz olarak kullanıyor. Bu yaklaşım sigorta bilincini ve erişilebilirliği artırmaya yönelik çalışmaların yanı sıra yenilenebilir enerji tesislerine sağlanan teminatlarda, sürdürülebilir hasar yönetiminde ve orman yangınlarının erken tespitini amaçlayan “Ormanın Gözleri” projesinde karşılık buluyor. Böylece SKA’lara katkı sosyal sorumluluk faaliyetlerinin ötesine geçerek sigortacılığın temel işlevleri olan riskin paylaşılması, finansal kayıpların telafisi ve toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesi üzerinden şirketin ana faaliyetlerine de yansıyor. Bu örnek, sigortacılığın sürdürülebilir kalkınmadaki rolünün gerçekleşen zararları karşılamakla sınırlı olmadığını; bireylerin, işletmelerin ve toplumun geleceğini güvenle planlayabilmesine katkı sunan bir koruma mekanizması olduğunu teyit ediyor.
Şenay Akyıldız
TSKB Ekonomik Araştırmalar, Kıdemli Yönetici
#sosyaldönüşüm #SKA
[1] SKA 2026 Raporu: https://unstats.un.org/sdgs/report/2026/The-Sustainable-Development-Goals-Report-2026.pdf
[2] https://sdgs.un.org/goals/goal1
[3] https://www.anadolusigorta.com.tr/surdurulebilirlik/bulten/kapsayici-sigorta-dayanikliligi-insa-etmek
[4] SKA 2026 Raporu
[6] Toplam pazar, hayat ve hayat dışı toplamını ifade etmektedir.
[7] Kara araçları (kasko) ve kara araçları sorumluluk (zorunlu trafik) branşlarının toplamı motorlu taşıt olarak kabul edilmiştir.
[8] TSB 2025 Sektör Raporundaki verilerden hareketle yazar tarafından hesaplanmıştır.
Hak Sahiplerince Aranmayan Paralar
Meblağ Sigortalarında
Hak Sahipliği Sorgulama
Size en iyi deneyimi sunmak için web sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Çerezler, sunmuş olduğumuz hizmetlerin size özel ve tercihlerinize göre kişiselleştirilmiş içerikler olarak sunulmasına imkan tanır. Çerez Politikamızı inceleyerek çerezler hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Çerez bilgilerinizin kişiselleştirme, hedefleme ve reklamcılık faaliyeti gerçekleştirilmesi amacıyla işlenmesini kabul ediyor musunuz?
Site’nin işlevselliğini arttırmak ve kullanım kolaylığı sağlamak. Örneğin, Site’yi ziyaret eden ziyaretçinin daha sonraki ziyaretinde kullanıcı adı bilgisinin ya da arama sorgularının hatırlanması, oturum açan üyelerin Site’de farklı sayfaları ziyaret ederken tekrar şifre girmelerine gerek kalmaması.
Site’yi analiz etmek ve Site’nin performansını arttırmak. Örneğin, Site’nin üzerinde çalıştığı farklı sunucuların entegrasyonu, Site’yi ziyaret edenlerin sayısının tespit edilmesi, Site’nin kullanım istatistiklerinin raporlanması ve buna göre performans ayarlarının yapılması ya da ziyaretçilerin aradıklarını bulmalarının kolaylaştırılması.
Kişiselleştirme, hedefleme ve reklamcılık faaliyeti gerçekleştirmek. Örneğin, ziyaretçilerin görüntüledikleri sayfa ve ürünler üzerinden ziyaretçilerin ilgi alanlarıyla bağlantılı reklam gösterilmesi. Aynı zamanda Site içerisinde kullanıcıya özel içeriklerin sunulmasının sağlanması.
Reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmek ve verimliliğini artırmak. Örneğin, Site’de gördüğünüz bir reklama tıklayıp tıklamadığınızın, eğer reklam ilginizi çektikten sonra o reklamın yönlendirdiği sitedeki hizmetten faydalanıp faydalanmadığınızın tespit edilmesi. Bu kapsamda tarafınıza ilgi alanlarınıza yönelik reklamların çıkarılması ve gösterilen reklam sayısının sınırlandırılması.