Ağrı'da Bir Okulunuz Olacak Kampanyamız
Nisan ayı başı…Yardımlaşma derneğimize sürekli gelen yardım taleplerinin arasında en çarpıcı olanı; “Çocuklara ayakkabı lazım!” ….Yardım talebi Ağrı Doğubayazıt’ta Pullutarla İlköğretim okulunun 5 aylık genç öğretmeni Ayşegül Öğretmen’den geliyor.
Söz konusu, geleceğimiz olan çocuklar olunca, bizi bir telaş alıyor, nasıl yapalım, nerden alalım da bir an önce gönderelim diye. Kararımız veriyoruz ve Ayşegül Öğretmenii arayıp müjdeyi veriyoruz;”Biz Anadolu Sigorta çalışanları olarak ihtiyaçlarınızı karşılamaya hazırız”
Çocukların ayak numaraları alınıyor, ayakkabıcılar araştırılıyor, kızlara pembeler, morlar seçiliyor, erkeklere delikanlı renklerinde botlar alınıyor.Bizdeki heyecan, çocukların heyecanına denk. Okul çantaları alıyoruz, rengarenk botları içlerine koyuyoruz, yetmiyor, Acenteler ve Pazarlama Müdürlüğümüzün de katkılarıyla defterler, kalemlerle dolduruyoruz çantaları.
"Kargo ile göndermek olmaz, herkes böyle gönderiyor, biz Anadolu Sigortalıyız, oraya gidelim, ellerimizle dağıtalım hediyelerimizi” diyoruz ve Ayşegül Öğretmeni arıyoruz.”Biz istediklerinizi aldık, bizzat getiriyoruz”diyoruz. Karşıda derin bir sessizlik ve ardından şaşkın bir sesle ”Gerçekten mi?” diyor.
Uçak biletleri alınıyor, koliler hazırlanıyor, gönderiliyor. Bütün amacımız yardımı 23 Nisan’a yetiştirmek. Çocuk Bayramı’nda diğer çocuklar gibi sevinebilsinler, yılda bir kere de olsa hüzünlü bakışlar yerine, gülen gözlerle baksınlar istiyoruz. Bölge Müdürlüğümüz'den arkadaşlarımız bize destek veriyor, kolilerimizi binbir zorlukla kargodan karşılayıp Doğubayazıttaki acentemize ulaştırıyor. 23 Nisan sabahı Ağrı’ya ulaşıyoruz, doğruca acentemize gidiyoruz. Kendisi ile birlikte kolileri alıp, okula doğru yola çıkıyoruz.
Karşımızda tüm heybeti ile Ağrı Dağı. Hani masallarda anlatılan bir Kaf Dağı vardır ya, ucu bucağı gözükmez, öyle masalsı hali ile karşımıza çıkıyor. Toprak köy yolunu takip ediyoruz. Sınırların taşlarla çizildiği tarlalar, yol boyu otlayan hayvanlar ve tek tük de olsa yolda karşılaştığımız soğuktan yüzleri esmerleşmiş köy halkı. Biraz zor da olsa köyü buluyoruz; ama sanki terk edilmiş bir yerdeyiz. İlk bakışta okula benzer bir bina göremiyoruz. Bir süre sonra uzakta, rüzgardan yıpranmış bir Türk Bayrağı’nın dalgalandığı bina dikkatimizi çekiyor. İşte okulumuz.
Çocuklar öğle yemeği için evlerine gitmemişler. Sabahtan beri onlarca kez “nerede kaldılar”diye sormuşlar, heyecandan ders bile yapamamışlar. Ayşegül Öğretmen bizi kapıda karşılıyor. İki odalı tek kat bir bina. Sınıflarda ortada bir tezek sobası. İçeri giriyoruz, bütün çocuklar ayağa kalkıyorlar. Duyguların tarif edilemeyeceği, gözyaşlarımın akmasına engel olamadığım ve hayatımız boyunca hafızalarımızdan silinmeyecek o büyülü an…
Coşkuyla dağıtıyoruz getirdiklerimizi, Defterler dağıtılıyor, kalemler, tam bir bayram havası. Çocuklar cıvıl cıvıl kuşlar gibiler, bağrış, çığrış, meraklı gözlerle, kahkalarla birbirlerinin eşyalarına bakıyorlar. Bir taraftan da çekingen bakışlarla bizi inceliyorlar, belki de kendilerince bize teşekkür ediyorlar.
Ayşegül Öğretmen bize anaokulu yaşındaki çocuklardan bahsediyor. “Yıkık dökük olan bu binayı anaokulu yaparak, çocukları ilkokula hazırlasak” diyor. Milli Eğitim Bakanlığı yeni dönem için oraya öğretmen ataması yapmış. Öğretmen Eylül ayında olmayan okula gelecekmiş. Birbirimize bakıyoruz ümitsizce, yapabilir miyiz, var olan binayı adam edip köye hediye edebilir miyiz diye. Bu talebi değerlendireceğimizi belirterek okuldan ayrılıyoruz.
Dönüş yolunda herkes sessiz. Kelimelerin tükendiği, hem hüzün, hem heyecan, hem gururun birbirine girdiği karmaşık duygular içindeyiz.Saniye saniye gözümüzde canlanan kareler, çocukların güzel yüzleri, hüzünlü bakışları. Yaşadığımız çevrede hergün kendimize dert ettiğimiz şeyler, çocuklarımıza her alışverişte aldığımız onlarca giysi ve oyuncağa bir yenisini daha ekleme çabamız, bir çantaya ve bir çift bota iki eliyle sımsıkı sarılan çocuğun sevincinin yanında ne kadar da boş geliyor insana. Çocukların o akşam mutluluk içinde yataklarına gidecekleri düşüncesi yüreklerimizi kıpır kıpır yapıyor, onların kardeşlerine bir okul hediye etmek düşüncesi ve ümidiyle evlerimize dönüyoruz.
5 ay sonra Eylül sonunda, okulumuzun tamamlandığı haberi geliyor. Anadolu Sigortalılar olarak bir kez daha yaptığımız işle gurur duyuyoruz.


